Pages

19 Ocak 2010 Salı

Yoksa Büyüdün Mü Küçük Kız

Yoksa Büyüdün mü Küçük Kız?

Yoksa...Yoksa Büyüdün mü Küçük Kız?

Bu gördüğüm sen misin?

Ne oldu sana böyle küçük kız , nasıl kıydın kendine? Kaynakwh: Kaynakwh:
Hangi duvarın dibinde kursuna dizdirdin o ele avuca sığmayan, o kartallar gibi yükseklerden ucan tutkularını?

Hani o pırıl pırıl bakışların , o kocaman gözlerindeki ışıklara ne oldu?

Hangi pazarda sattın, o bütün bedeni rüzgara tutulmuş bir yaprak gibi titreyen saf öfkelerini?

Kim çaldı senden o kalbinin derinliklerinden kopup gelen kahkahalarını ?

Nerede unuttun yüreğinin bütün gücüyle sarsılmaları?

Nerede şiirlerin, nerede kaldı şiir gibi yaşamın,nerelere gömdün içinde kopan kıyametleri?

O engin kadınlığının üzerine geçirdiğin zırhın anahtarını nereye attın küçük kız?

Nasıl çıkarıp atabildin ruhundaki insanları mıknatıs gibi çeken o pozitif enerjiyi ?

Kadehlerin kadife yumuşaklığında tokuşturulduğu dost sohbetlerindeki ışıldayan gülüşüne ne oldu?

Küçücük mutlulukları bile "işte hayat bu?" diyerek büyük bir sevinçle karşılayan sen, nasıl olup ta vazgeçtin hayata asılmaktan?

Bir masum öpücüğü bile kutsallaştıran derin duygularını, ne çabuk kaldırıp attın içinde yarattığın çöp dağlarının bir yerine?

Ölum bile korkarken senden bir zamanlar, nereden aklına geldi şimdilerde Azrail'le komşuluk senaryoları?

Kim öğretti sana kinden ve intikamdan kaleler inşa etmeyi, kim girdi kanına ki nefret eder oldun o her birini birer roman kahramanı kadar sevdiğin insanlardan?

Hangi tozlu raflarda unuttun, hayatı daha da şiirselleştirmek üzere uykularını feda ettiğin projelerini ?

Hangi hayat katilinden öğrendin , seni sen yapan yanlarına bir profesyonel gibi tetik çekmeyi?

Ne oldu da ağır gelmeye başladı sana , boynunda mahallenin delisi olduğunu haykıran madalyayı taşımak?

Kimler fısıldadı kulağına, daha otuzuna gelmeden hayata sırtını dönmen gerektiğini ?

O kadar kolay mı olacaktı, çılgınlıkları adsız bir mezara gömerek akıllı uslu bir kadın olmayı başarmak ?

Nasıl kıyabildin aşka, kimler vazgeçirdi seni delişmen sevdalarından hangi teoriyle ikna ettiler seni görkemli sevişmelerinden uzak durman için ?

Bir gezgin, bir şehir gerillası iken, küçük bir eve , bir çocuğa ve seni asla anlamayacak bir kocaya, sahip olan iyi bir kadın oldun sen yani?

Aman tanrım!

Hatırlıyor musun? Bir aksam vaktiydi ve o kocaman gözlerinle bakarken bana; "büyüme sakın küçük kız" demiştim sana .

Yoksa...

Yoksa, beni dinlemedin de , büyüdün mü şimdi sen


Halim BAHADIR



------------


Büyümek kim ben kim diyordum ya hani.
Al işte bak nolmuş?

Çok istiyordun ya büyümeyi.
Al işte.
Masalları bırakamadın ama kötü kahraman olmaya alıştın.
Koştun düştün yaralandın ağladın.
Eskiden gülmelerine kimse aldırmazdı. O halinle sevilirdin.
Şimdi gülüşün bile eğreti duruyor ki insanlar "her halta gülüyorsun" diyorlar !
Eskiden yalanların da masumdu. " Yalan kandırdım" derdin. İnsanlar affederdi.
Kimden öğrendin koskoca yalanları.

Kurtla kuzu masalındaki kuzu gibi gösterdin insanlara kendini.
Kimin aklına gelirdi onlar masum masum uyurken asıl senin kurt olabileceğin?
Kimin aklına gelirdi uykularında sıcacık atan kalpleri kurt misali dinleyeceğin?

Kim dedi ya sana büyü diye !
Kim zorladı seni koskoca bir hataya ?
Kim sürgün etti seni ..
Kim söyledi siyah saçlarının rengini değiştirmeni, yetmiyormuş gibi onları kesmeni.


Yaptıkların hep nefretinden mi, kininden mi ?
Nerden biliyorsun, belki içinde biyerlerde hep kötülük vardı ?
Zaten "hayata 1-0 yenik başladım" diyen sen değil miydin ?
Böyle mi alıyorsun hıncını ?
Kendini göz göre göre öldürerek ...

Büyüme Sakın Küçük Kız

Küçücük kağıtlardan, renkli kalemlerden, bir tebessümden, daha dün açmış bir kır çiçeğinden mutlu olmayı başardın; ama, hayatı ciddiye alamamayı başaramadın.
izafet.Com - Büyüme Sakin Küçük Kiz Kendin gibi yaşamayı başarabileceğin bir şato yarattın içinde, ancak sızmaları engellemeyi başaramadın yine de. Kendi şatonun mutsuzluk kulelerinde intiharı deneyip durdun be küçük kız.
Adını koyamadığın mutluluğa giden yollarda kayboldun. Hayat denen balta girmemiş ormanın karanlık labirentlerinde bulamadın kendini. Yabancı rüzgarlar konuk oldu dallarına daha çok.
Çocuk oldun üzdüler, büyüdün kaldıramayacağın kadar ağır sorumluluklar yükledin kendine, hata yaptığındaysa affetmediler seni.
Boş verdin kendine biraz da, büyük hayallerin peşinde harcadın bir daha geri gelmeyecek anılarını. Hiçbir zaman olmayacak olanı, insanların seni anlamasını beklerken, muhteşem bir hata daha yaptın ve kırıldın, üzüldün, ağladın.
Severken yürekli sevdin. Ancak ak kağıt üstünden kayıp gitti yazdığın aşk şiirlerin ne yazık ki. Yanlış, korkak yüreklerde yer aradın sevgine.
Uzun sürerdi yolculukların ve dönüşlerinde her dem taze olurdu insan sıcaklıkları ile yoğrulmuş küçük öykülerin. Seni sen olduğun için seven ne kadar az insan varmış çevrende. Belki de nedeni buydu, dostlarının sayısının bir elin parmaklarını bile geçemeyişi.
Kitap okumayan, şiir sevmeyen, sokaklarında kimsesiz kedilere tekme atan insanların yaşadığı bir ülkede, şiir gibi yaşamaya kalktın hayatı. Ve böyle bir ülkede, anlayamadın kafayı yememek için, insanın bir tahtasının eksik olmasının gerekliliğini.
Ne kötülük tohumlarının gizini çözebildin, ne de çiçeklerin bile zehirli olabileceği geldi aklına. Uzatılan her eli sıcak sanmaktan alamadın kendini. Sahte gülüşlere yer yoktu hayatında, şaha kalkmış sevinçlerinin hemen yanında, yakıcı bir hüzün de bulunurdu duru bakışlarında.
Berbat bir acemi, su katılmamış bir amatör olarak atıldın kavgalarına. Nedeni buydu belki de, yolunun düştüğü her cephede aldığın yenilgilerin. Planı hiç yapılmamış kaçışlardı aslında küçük kız, kanayan kentlerin birinden diğerine yaptığın yolculukların. Yoksa sen de, aynı anda her yere yağmaya kalkan şaşkın bulutlar gibi miydin küçük kız?
Ne yaparsan yap; ama, büyümeye kalkma sakın küçük kız.
Büyürsen, şaşkın, hesapsız, acemi, özgürlüğe bile bağlanmaktan korkan bir gezginini daha kaybedecek dünya...


Halim BAHADIR

--

Halim Bahadır'ın içinde küçük öykülerinin olduğu "Büyüme Sakın Küçük Kız" kitabı şimdi lise defterlerimin arasında kaldı.
Hiç ışık görmeyen bir odada yaşıyordum resmen.
Evin salon kısmı nerdeyse hiç ilgimi çekmeyen kısmıydı.
Odamdan müzik sesi hiç kesilmez; bir gram güneş içeri girmez; perdeler asla çekilmezdi.
Yalnızlığıma hayrandım o zamanlar.
Annemle aynı evde yaşayan iki yabancı gibiydik.
Yazmalarım bitmezdi. Çoğunu hiç kimse bilmezdi.
Yazdığım bi kompozisyon beğenilip dergide yayınlanmasına karar verildiğinde tanışmıştık kitap kurdu abimle.
Haftada en az 3 kez uğrardım yanına. Yeni gelen kitaplardan konuşurduk uzun uzun.
Dost olmuştuk.
O hediye etmişti bu kitabı bana.
"Büyüme emi" demişti.
"Büyürsen; yoksa büyüdün mü küçük kız? derim sana" dedi.


Sonra annemle şehirden ayrılmaya karar verdik.
Dostumla vedalaştım şehirle vedalaştım.
Küçük kızla da vedalaşmışım bilmiyordum.
Ama öğrenecektim.

9 Ocak 2010 Cumartesi

En Kötü Kabus

Heralda bundan daha çok korkamazdım bi rüyada.
Herşey öyle gerçek gibiydi ki.
Hayatımdaki bütün sevdiklerimi öldürüyordu biri.
Hep ensemydi ama yüzünü hiç göremedim.
En sonunda Zeynep'imin odasının ışığının yandığını görünce odasına girdim.
Girince ışıklar söndü. Zeynep oracıkta yatıyordu. Kapının arkasındaydı hissediyordum.
Bile bile kapıyı kapattım. Gördüğüm sadece elindeki koskocaman ekmek bıçağıydı.
Birden karnıma sapladı.
Ölmüştüm biliyordum.
O an rüya olduğunu anlayıp uyanmak istedim.
Uyandığımda hala ölü gibiydim
Bir süre kıpırdayamadım bile.
O kadar korkmuşum ki çocuk gibi ışığı bile açamadım.
Şimdi ışık açık odanın orta yerinde oturuyorum.
Ve hala korkudan titriyorum :/

6 Ocak 2010 Çarşamba

Ölmeden Öldüm [ küFrenses masaLı ]

Ben sadece hayakurancı bi küfrensestim
Gökkuşağından renkli hayallerimi demledim
Üstüne bir tutam hazan ekledim
Bir parça deli kahkahası attım
Yetmedi biraz gözyaşı damlattım


Doldurdum hepsini cadı kazanına
Helal olsun aşkta kazanana

Derken geçtim aynanın karşısına
Cevabını bildiğim soruyu sormam boşuna
Ayna dayanamadı ağzını açtı konuşmaya
Vurdum kırdım yetmedi saydım sövdüm

Bu arada bizim iksir kaynamış
Denedim tadı ağır
Bir düğüm gibi şimdi boğazımda

İksir etkisini göstermeye başladı
İçimdeki küçük kız gök yüzünü taşladı
Bu masal hepsinden başkaydı
İsyanım O'na değil aşkaydı

Uzaktan çoktu yanına koştum gittim yoktu
Anlamıyorum ki geç miyim ben erken mi
Benim dünyam bu gezegen mi

Aşk bir yıldız gibi sadece teğet geçti
Ruhum hep ihtiyar bedenimse gençti

Birden kalbim örümcek bağladı
Ay gökyüzüne oturup bana ağladı

Şimdi sırça köşküme saklandım
Geceleri akan yaşlarımda aklandım

Bu illet beni öldürmez korkmayın
O zaman nasıl yaşarsın diye sormayın
Arka bahçem dolu artık mayın
Güleceğim tekrar son çarşambasında çıkmaz ayın


Düşlerimi birine hediye ettim
Şimdi o da kayboldu onlarla
Kalbim üflediğim mum ateşi gibi titrerken
Dudaklarımdan dökülen cümlenin nesnesi O
Ve ben yara beremle seviyorum O'nu

Bulamayacak kimse panzehirimi
Ne zümrüdü anka kuşunun kanadında
Ne kaf dağının ardında
Ne de uyandırmak için öptükleri mühürlü dudağımda
Başkaları beklerken beyaz atlı prensini
Ben kaybettiğim kötü kahramanıma üzüleceğim ..